Şiddet ve Sağlık Hakkına Etkisi: Kurumsal Şiddet

Bir önceki yazımızda şiddet biçimleri karşısında hukuk sistemimizde mevcut olan ve olmayan araçlar incelenmişti. Bu yazımızda ise devlet veya devlet dışı yapılanmalar tarafından uygulanan ve/veya devlet tarafından göz yumulan kurumsal şiddet türleri ile mağdurlarından bahsedilecektir.



Türkiye'de ikili cinsiyet sistemine uyum göstermeyen bireyler şiddetin her türlüsüne maruz kalmakta ve sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşamaktadır. İstenmeyen gebelik, cinsel yolla bulaşan hastalık gibi sebeplerle sağlık hizmetlerinden yararlanmak isteyen bireyler şiddet ve nefret söylemiyle karşılaşmaktadır. (Sağlık Hakkı Derneği)


Kadınlara yönelik şiddete devletin müdahalesi büyük önem taşımaktadır. Ne var ki hayata karşı veya cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda tutuklama için somut delil aranması failleri korumaktadır (Sağlık Hakkı Derneği). Bunun yanında, Türkiye'nin İstanbul Sözleşmesi'nden Anayasa'ya aykırı biçimde ayrılması sonrasında devletin kadına yönelik şiddet, aile içi şiddet ve LGBT+ bireylere yönelik şiddetle mücadelesinin zayıfladığı gözlenmiştir.



Toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve çocuklara yönelik şiddet yaygın ve yıkıcıdır. Kadın sünneti, çocuk yaşta evlilik, homofobik ve transfobik şiddet dünyanın birçok yerinde yaygındır. Türkiye'de aileyi, kadınları ve çocukları korumaya dayalı hukuki düzenlemeler bulunsa da şiddet vakalarının sayısı her geçen gün artmaya devam etmektedir. Çocuklar cinsel, sosyoekonomik, fiziksel, duygusal ve psikolojik şiddete, aile içi şiddete maruz kalmaktadır. Şiddetin her türlüsü, çocukların insan haklarından mahrum kalacağı bir gelecek yaratmaktadır. Bu şiddet türlerinin birçok biçimi ise sağlık hakkının ihlal edilmesine yol açmıştır. Van'da 38 günlük bir bebeğe cinsel istismar ve işkence uygulandığı iddiası bu duruma bir örnektir. (Sağlık Hakkı Derneği)



Türkiye'de kadınların cinsel yaşamı evlilikle ilişkilendirilmektedir. Bekaret muayenesi, kadın cinselliğini kontrol etmeye yarayan bir psikolojik baskı aracı ve şiddet örneğidir. Bu uygulama, kadının kendi bedeni üzerinde söz sahibi olma hakkını ortadan kaldırmakta ve kadınlarda fiziksel ve ruhsal sorunlara, intiharlara ve kadınların namus cinayetlerine kurban gitmelerine yol açmaktadır. Aslında hakim veya savcı kararı olmaksızın üreme organlarının ve bulundukları alanların genital muayenesi veya kamuoyunda "bekaret muayenesi" olarak bilinen uygulamalar kanunen suç teşkil etmektedir. Buna rağmen kızlık zarı estetiği uygulaması Türkiye'de halen yoğun talep görmekte ve adeta sağlık turizmi haline gelmiştir. (Sağlık Hakkı Derneği)




Toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin bir başka örneği, her ay adet gören insanlar için temel bir ihtiyaç olan menstrüel ürünler üzerindeki % 18'lik "lüks tüketim" vergisidir. Kadın yoksulluğunun derinleştiği ekonomik kriz ve pandemi ortamında bu ürünlere erişimin kısıtlanması, cinsiyet eşitsizliği dikkate alınmadan uygulanan vergi politikalarının adet gören kişilerin sağlığı ve refahı üzerinde ciddi olumsuz etkileri olmuştur. Menstrüel ürünlerdeki vergi 1 Nisan 2022'de %8'e düşürülmüştür. (Sağlık Hakkı Derneği)


Pandemi döneminde sığınmacılar, engelliler, mahpuslar ve tüm kadınlar, başta sağlık hakkı olmak üzere birçok hak ihlaliyle karşı karşıya kalmıştır. (Sağlık Hakkı Derneği)


 

Kaynakça


  1. Sağlık Hakkı Derneği, (6.3.2022), Violence and It's Impact on the Right of Health, https://www.ohchr.org/Documents/Issues/Health/Violence-and-its-impact-on-the-right-to-health/CSOs/cs.health.right.association.docx