Tıbbi Müdahalede Zorunluluk Hali

Trafik kazası gibi ani müdahale edilmenin zorunlu olduğu haller ya da hastanın rızasının alınmasına olanak bulunmayan hallerde hekimin ve sağlık çalışanlarının tıbbi müdahalede bulunmasında zorunluluk haline gidilip gidilemeyeceğinin üzerinde durmak gerekir.

Türk Ceza Kanunu’na göre zorunluluk halinde işlenen bir suçtan dolayı faile ceza verilmez. Zorunluluk hali ile ilgili düzenlemede “tehlikenin kişiye ait bir hakka yönelik ve ağır olması koşulu” aslında iki alt koşulu içermektedir; Söz konusu tehlikenin onunla karşılaşan kişiye ait bir hakka yönelmiş olması ikincisi ise ağır nitelik taşımasıdır.


Örneğin bulaşıcı hastalığa tutulan bir kimsenin başkalarının sağlığını korumak için, zorla hastaneye götürülüp ayrı bir bölüme kapatılması da zorunluluk halini oluşturur.


Çok acil müdahale edilmesi gereken bir hastaya, hastanın bilinci açık değilse, onamı alınmadan ya da hastaya tıbbi müdahale hakkında bilgi verilmeden direkt müdahale edilmelidir. Burada hayati tehlike söz konusu olduğundan bir dakikanın bile hasta için çok büyük önemi vardır. Böyle durumlarda tıbbi müdahalenin zorunluluğu söz konusudur. Hasta kendine gelince, hayati tehlikesi geçince hastaya yapılan işlemler, tedaviler, aldığı ilaçlar anlatılmalıdır. Hastaya ‘’dur, önce onamını almam gerekiyor sonra müdahale edeceğim’’ şeklinde bir yaklaşım söz konusu dahi olamaz. Burada öncelik, hastanın hayatıdır. Bilinci kapalı dahi olsa bir hastaya tıbbi müdahale zorunluluğu vardır. Hastanın kendine gelmesini beklemek onun ölümüne davetiye çıkarmaktır bir nevi.


Bu gibi istisnalar dışında tıbbi müdahalede zorunluluk söz konusu değildir. Kişinin onamı olmadan, kendisine tek bir müdahale bile yapılamaz. Kişiye, tedavisi hakkında bilgi verdiniz; tedavinin nasıl olacağını, hangi ilaçları kullanacağınızı, ne gibi müdahalelerden geçeceğini hastaya aktardınız. Eğer hasta tedaviyi kabul etmiyorsa, tedavi süreci başlamadan bitmiş demektir. Hastanın burada tedaviyi reddetme hakkı vardır.


Bir de şu açıdan bakalım; bir trafik kazası geçirdiniz ya da çok büyük bir iş kazası geçirdiniz, bilinciniz kapalı, hastaneye getirildiniz hayati tehlikeniz çok yüksek. Bu durumda doktorların ne yapmasını beklerdiniz? Sizin uyanmanızı bekleyip ve sizden tıbbi bir girişim için onay almalarını mı, yoksa hiç vakit kaybetmeden hemen orada müdahale etmelerini mi?


Tıbbi müdahalede zorunluluk hali işte tam olarak burada devreye giriyor. Eğer doktorlar sizi bekleyip, bilinciniz yerine gelince müdahalede bulunsaydı tedaviniz için çok geç olabilir, hayati tehlikeniz gittikçe artabilirdi. Ya bir uzvunuzu kaybederdiniz ya da bu olay ölümünüzle sonuçlanabilirdi. Bu yüzden hayati tehlikemizin fazla olduğu durumlarda, bilincimizin kapalı olduğu durumlarda onamımız olmadan tıbbi müdahale yapılmalıdır.


Her zaman tedaviniz hakkında muhakkak bilgi isteyin, sorun, öğrenin. Size, vücudunuza hangi işlemlerin yapılacağını bilme hakkınız var. Onam isteme hakkınız var, tedaviyi reddetme hakkınız var. Tedavinin hangi evresinde olursanız olun hayati tehlikeniz yoksa tedaviyi yarıda bırakabilirsiniz.


Haklarımızın farkında olalım...