Şifa, garanti edilebilir mi?



Hekim, hastasının sağlığına kavuşması için gereken tüm çabayı göstermeli ve mesleki bilgisini bu amaca ulaşmak için kullanmalıdır. Bunu yaparken mesleki bilgisini güncel tutmalı, tıptaki gelişmeleri takip etmeli ve hastanın sağlık durumu elverdiği ölçüde, ama tüm gayretiyle, bu bilgiyi hastanın iyileşmesi için kullanmalıdır.



Elbette işin içinde tıp biliminin imkanları, sağlık hizmetinin sunulduğu ortamın teknik imkanları, sağlık kuruluşunun iyi organize olması, yardımcı sağlık çalışanlarının nitelik ve niceliksel yeterliliği, hastanın tedaviye uyumlu davranış göstermesi, hastalığın türü ve seyri, hastanın bünyesinin tedaviye verdiği tepki gibi pek çok bağımsız değişken vardır. Tam da bu sebepten dolayı hekimin hastasını iyileştirme sözü (şifa garantisi) vermesi mümkün değildir; zira hekimin yukarıda saydığımız değişkenler üzerindeki hakimiyeti sınırlıdır.

Bu konu hakkındaki hukuki düzenlemeler de hekime, hastayı sağlığına kavuşturma yükümlülüğü değil hastanın sağlığına kavuşması için elinden gelen tüm çabayı gösterme yükümlülüğü yüklemektedir.


Örneğin Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi madde 13, hekimlerin tıbbın gerektirdiği şekilde teşhis koyma ve tedavi etme yükümlülüğüne dikkat çekmekte ve bu faaliyetlerin mutlak bir şifa ile sonuçlanmadığı durumlarda tıp etiği bakımından kınanamayacağını düzenlemektedir. Estetik cerrahi ve diş hekimliği alanlarında bu kuralın istisnalarıyla karşılaşılabilinmektedir. Bu konuda ayrıca kanun hükümleri de vardır ve yargıya taşınmış olaylarda mahkemeler yukarıda açıkladığımız gibi değerlendirme yapmaktadır.



Hastaya şifa garantisi vermek tıp etiği bakımından “iyi” bir davranış değildir. Bunun yanında başka belirli koşullar bir araya geldiğinde şifa garantisi vermek ceza hukuku bakımından suç sayılabilir. Tüm bu sebeplerle hekimden hastasını iyileştirmesi için elinden geleni yapmasını beklemek doğrudur fakat elinden geleni yapmış ve yapmakta olan bir hekim, hastasının şifa bulmamasından dolayı kınanamaz.