Hekimin Uzmanlık Alanına Girmeyen Hizmetten Çekilme Yükümlülüğü

Hekimlik devletin özel izniyle yürütülebilen, tekel niteliğe haiz, kamuya açık mesleklerden biridir. Devlet, bu izin belgesiyle vatandaşlarına doktorunun uzmanlık dalına göre görev yükler, bilgi ve becerisiyle tıp sanatının ustası olduğunu garanti eder. Elbette Devlet, verdiği yetki çerçevesinde hekimlerine belli haklar, yükümlülükler ve korumalar da sağlamaktadır. Eldeki yazı, sağlanan yükümlülüklerden biri olan ‘’uzmanlık alanına girmeyen hastaya bakmama/hizmetten çekilme yükümlülüğü’’ bakımından hukuki dayanaklar sunularak hazırlanan bir metin niteliğindedir.


Hizmetten çekilme hakkı Sağlık Bakanlığı'nın yayınladığı hekim hakları listesinde bir hak olarak yer alsa da, aşağıda bahsedilen yasal düzenlemeler ve hak kavramının mahiyeti gereği hizmetten çekilme kavramının hekim bakımından bir hak değil, yükümlülük olarak nitelendirilmesi daha yerinde olacaktır.

Hizmetten çekilme yükümlülüğü, hekimin hastayı reddedebilmesi ve başlanmış olan tedaviyi sonlandırabilmesi olarak iki başlıkta değerlendirilmektedir. Tıbbi Deontoloji Tüzüğü ile Çalışan Güvenliği Genelgesi’ndeki düzenlemelerde, hekime hizmetten çekilme yükümlülüğü tanınan haller; mesleki ve şahsi nedenler, konsültasyona ( bir hastalığa birden fazla hekimin uzmanlığında tanı konulması) dayanan nedenler ve şiddet olaylarına dayanan nedenler olarak belirlenmiştir. Uzmanlık alanına girmeyen hastaya bakmama yükümlülüğü , mesleki nedenlerden birini oluşturmaktadır. Önemle belirtilmelidir ki hekimin acil durumlarda, resmi ve insani görevin ifasında hizmetten çekilebilmesi mümkün değildir. Başka bir hekimin bulunmadığı veya hekimin bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediği durumlarda da hizmetten çekilmesi söz konusu olamaz. Aksi bir durumda hekimin tıbbi malpraktisten doğan sorumluluğu gündeme gelecektir.

Tıbbi Deontoloji Tüzüğü’nün 18. ve 19. maddeleri ile Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 25. maddesinde yer verilen mesleki nedenlere dayalı hizmetten çekilme halinde, hekim uzmanlık alanına girmeyen bir hastalık bakımından doğru ve etkili tedaviyi belirleme ve eldeki teçhizatı gereklere uygun kullanma hususlarında sorun yaşayacağından tedavinin başarısız sonuçlanmasına sebep olabilecektir. Bu nedenle Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 18. maddesinde hekimin tıbbi görevlerini yerine getirirken, gecikmenin hastanın yaşamını tehdit edebileceği zorunlu durumlar dışında, özel bilgi ve beceri gerektiren bir girişimde bulunmasını yasaklanmıştır.


Hastanın hastalığı hangi uzmanlık bölümüne aitse, o branşta uzman hekimin hastayı muayene etmesi ideal olmakla birlikte Tıbbi Deontoloji Tüzüğü 3. maddesi gereğince, her hekim acil durumlarda ilk yardım hizmetinde bulunmak zorundadır.

Görüldüğü üzere, devlet eliyle yetkilendirilen her hekim bir uzmanlık alanına sahip olup hastayı keyfi biçimde reddedemez. Her hekim, acil bir durum bulunmaması halinde, sebebini açık ve net bir şekilde hastaya bildirmek ve hastanın olası mağduriyetlerinin önüne geçmek koşuluyla uzmanlığı bulunmayan bir tedaviyi uygulamaktan kaçınabilecektir.

KAYNAKÇA

1- Türe, Gökhan. Türe, Oğuzhan. HEKİMİN HİZMETTEN ÇEKİLME HAKKI. TBB Dergisi (2017) 131- s. 295-345

2- Erdoğmuş, Ersoy. HEKİM HAKLARI. İstanbul Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi (2007)

3-Hekim Hakları Bildirisi - Sağlık Bakanlığı