top of page
  • Asuman Kotan

Yapay Zeka Uygulamaları Bağlamında Hastanın Mahremiyeti

Yapay Zeka ve Tarihçesi


Yapay zekâ kısaca, bir bilgisayar veya bilgisayar destekli bir makinenin, genelde insana özgü nitelikler ile çözüm yolu bulma, anlama, bir anlam çıkartma, genelleme yapma ve geçmişteki deneyimlerden öğrenme gibi yüksek mantıki süreçlerle alakalı görevleri yerine getirme yeteneği olarak tanımlanabilir.


Yapay zeka kavramının ortaya çıkışı ve kronolojik olarak tarihlerine bakılacak olursa:


-Tarih Öncesi Dönem

M.Ö yunan mitolojisinde rüzgar tanrısı olarak düşünülen Daedelusun “yapay-insan” teşebbüsü söz konusudur.


-Karanlık Dönem (1965-1970)

Bu dönemde gelişimler yeni yeni ortaya çıkmaya başlamıştır. Bilgisayarda uzmanlaşan kişiler düşünen bir mekanizma geliştirmiş, sadece verileri yükleyip akıllı bilgisayar oluşturmayı ummuşlardır. Sonuçta bu dönem bir bekleme dönemi olmuştur.


-Rönesans Dönemi (1970-1975)

Gelişmelerin önünün büyük bir hızla artarak açıldığı bir dönemdir. Yapay zeka ile uğraşan kişiler hastalık teşhisi gibi sistemler geliştirmeye başlamışlardır. Günümüzdeki açılımların temelleri oluşmuştur.


-Ortaklık Dönemi (1975-1980)

YZ araştırmacıları, psikoloji ve dil gibi başka bilim dallarından da yararlanmaya başlamışlardır.


-Girişimcilik Dönemi (1980-?)

Yapay zeka laboratuvarlarının dışına çıkılmış, gerçek dünyanın ihtiyaçları göz önünde bulundurularak çok daha komplike uygulamalar düşünülmeye başlanmıştır. Bugün dahi devam eden bir dönemdir.


Mahremiyet ve Hasta Hakları


Mahremiyet, bir kişiye ait olan ve diğer tüm insanlara mahrem olan, gizli tutulması gereken bilgileri kapsar. Bireyin kişilik hakları, diğer kişilerle iletişim özgürlüğü ve özel hayata saygı kavramlarıyla ilişkili olan mahremiyet, gizlilik, dokunulmazlık, sır alanı gibi kişinin kendisine ait olan ve izni alınmadan kendisi dışında kimse ile paylaşılmaması gereken her şeyi kapsayan bir kavramdır.


Hasta mahremiyeti, hastaya ait tüm bilgilerin gizli olması durumudur. Hasta Hakları Yönetmeliği‘ne göre ise mahremiyet; hastaneye başvuran kişinin mevcut sağlık durumuyla alakalı olan tüm tıbbi müdahaleler, süreçler ve değerlendirmelerin bütününün gizlilik esasına dayalı olarak devam ettirilmesi, tedavi sürecinde bir sorun oluşturmadığı sürece yakınının refakat etmesine izin verilmesi, direkt olarak alakası olmayan kişilerin ise tedavi ortamında bulunmaması olarak tanımlanır. Bu nedenle kişisel sağlık verilerinin korunması ve depolanması hususunda mahremiyeti sağlamada kişinin kendisine ve bu verilere sahip kişi, kurum ve kuruluşlara büyük görev düşmektedir. Kişisel veriler bireylerin mahrem alanını içerdiğinden kişisel verilerin ihlali mahremiyet ihlali olarak nitelendirilmekte ve bireylerin hem kurum ve kuruluşlara hem de devlete olan güvenini sarsarak toplumu politik, ekonomik ve sosyal yönden etkilemektedir.


Genel olarak bakılacak olursa kişisel verilerin korunması ile ilgili yapılan ulusal düzenlemeler şu şekildedir:


Mahremiyetin Boyutları


Bilişsel mahremiyet ile son zamanlarda devletlerin kişisel verileri ve kişisel sağlık verilerini kaydettiği elektronik ve internet vb. sanal mecralarda hazır haldeki verilerin mahremiyeti ele alınmaktadır. Bilgi mahremiyeti veya diğer adıyla bilişsel mahremiyet, hastaya ait olan bilgileri kapsayan dokümanların yetkisiz kişilerce ulaşılmasının engellenmesi içermektedir. Bilgi mahremiyeti kişisel verilerin işlenme, toplanma, depolanma ve iletiminin yapılma süreçlerinin kontrolünü zorunlu kılmaktadır. Tıbbi müdahale esnasında hangi sağlık personellerinin bulunacağı beden mahremiyetinde önemli hususlardan biridir. Mekânsal mahremiyet kaynaklarda ve çoğu çalışmada bedensel-fiziksel mahremiyet ile beraber ele alınmaktadır. Psikolojik mahremiyet ise bilişsel ve bireyin duygusu ile alakalı sürecin kontrolü, değerlere yön verilmesi ve birey olarak varlığını devam ettirmesi olarak tanımlanabilmektedir.


Sağlıkta Yapay Zeka ve Uygulama Alanları


Her sektörde olduğu gibi sağlık sektöründe de tıbbi hizmetlere yönelik olarak artan talep, işlem gücü ve depolama teknolojilerindeki gelişmelerin sebep olduğu veri hacminin hızlıca artması ve bu büyük verinin işlenerek anlamlı veriler haline getirilmesi için insanın ve geleneksel yöntemlerin ötesinde işlevsel yapay zekâ teknolojileri sağlık sektöründe de kullanılmaya başlanmıştır.


Yapay zeka yüksek yaşam kalitesi ve sağlık hizmeti için bir araç olarak kullanılmakta, sağlamış olduğu karar destek sistemleri ile hastalık teşhislerini iyileştirmekte, maliyetleri düşürüp ekonomik açıdan katkı sağlamakta ve genel nüfus sağlığını olumlu yönde etkileyerek birçok fırsatları da beraberinde getirmektedir.



Bilindiği üzere hastalık teşhisi uzman doktorlar tarafından geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır. Manuel olan bu tespit işlemi doğru sonucu vermekte fakat hem zaman alıcılığı hem de insan faktöründen kaynaklı potansiyel hatalara da açık durumdadır. İnsanın karar verici olduğu bir sistemde insanî faktörlerin -örneğin yorgunluk, duygusal durum vb.- devreye girme durumunda hataların meydana gelmesi her zaman olasıdır. Gelişen teknolojiyle birlikte bilgisayarlar algılama işlemi yapabilmektedir. Uzmanlara yardımcı olabilen bu sistemlere Bilgisayar Destekli Tanı (CAD) Sistemleri denilmektedir. Gelişmiş görüntü analizi gerektiren CAD sistemleri verilerin ön işlemden geçirilerek öznitelik çıkarma, özniteliklerin indirgenmesi ve sınıflandırma gibi pek çok aşamayı içinde barındıran karmaşık bir süreci kapsar. Zamanla bu cihaz geliştirilerek meme kanserinin erken teşhisi için kullanılan mamografi CAD cihazı da üretilmiştir. Akciğer ve meme kanseri teşhisinin yanında, CAD sistemi, Alzheimer gibi beyinle ilgili hastalıkların teşhisinde de kullanılmaktadır.


Sağlık sisteminde kullanılan yapay zekâ uygulamaları çok çeşitli olmasına rağmen, uygulamaların başlıcaları kardiyovasküler hastalıklar, sinir sistemi hastalıkları ve kanser türlerine odaklanmaktadır. Yapay zekâ, bu hastalıkların otomatik teşhisinde uzman personele yardımcı olmakta ve kronik sağlık sorunları ya da engelleri olan bireylerin kendi semptomlarını değerlendirmelerine olanak sağlayarak bu kişilerin bağımsızlığını ve yaşam kalitesini artırabilecek uygulama alanlarını da kapsamaktadır.