Sağlık Okuryazarlığı ve Sağlık Hakları İlişkisi

2013 yılında Dünya Sağlık Örgütü, sağlık okuryazarlığı tanımını şu şekilde yenilemiştir: “Sağlık okuryazarlığı genel okuryazarlık ile ilişkili olup insanların yaşamları boyunca sağlık hizmetleri ile ilgili konularda kanaat geliştirmeleri ve karar verebilmeleri; sağlıklarını korumak, sürdürmek ve geliştirmek, yaşam kalitesini yükseltmek için sağlık ile ilgili bilgi kaynaklarına ulaşabilmeleri, sağlık ile ilgili bilgileri ve mesajları doğru olarak algılamaları ve anlamaları konularındaki istekleri ve kapasiteleridir.”

Sağlık okuryazarlığı kapsamında, sağlığı geliştirmek ve sağlıklı olma halini devam ettirebilmek için bilgiye ulaşma, bilgiyi anlama ve kullanmayı etkileyen bireysel, sosyal ve bilişsel beceriler yer almaktadır. Bu becerilerin geliştirilmesi sağlık hakkının kullanımı açısından son derece önemlidir. Sağlığın geliştirilmesinin bir çıktısı olarak ele alınan sağlık okuryazarlığı, halk sağlığı hedeflerinin yerine getirilmesinde yaşamsal bir role sahiptir.

Bireylerin sağlıklı kalması, sağlığını koruma ve geliştirmesi için temel sağlık bilgilerini anlaması, yorumlaması ve buna uygun davranış geliştirmesi ile gerçekleşebilir ki ancak bu şekilde toplum sağlığı geliştirilerek, sağlık hizmetlerinin doğru kullanımı sağlanabilir.

Sağlık okuryazarlığı dahilinde sağlık hakkının ve hasta haklarının bilincinde olmak; ilaç prospektüslerinin, halk sağlığı duyurularının, sağlık haberlerinin ve sağlık eğitimi materyallerinin anlaşılmasını gerektirmektedir.


Hasta hakları dediğimiz zaman genelde, bir kurumu ya da kişiyi bir başka kuruma şikayet etmek olarak algılanabilmektedir. Bunun dışında var olan haklarımız konusunda toplum olarak yeterli bilgiye sahip değiliz. Kişi mağdur olmadığı sürece ve bunun sonucunda herhangi bir hak arayışına girmediği sürece; bu hakları bilmenin bir gereklilik olduğu düşüncesine de sahip olmamaktadır.





Yetersiz ve sınırlı sağlık okuryazarlığı düzeyi olan bireylerin, yeterli sağlık okuryazarlığı düzeyine sahip bireylere göre değerlendirildiğinde, gereksiz hastane masraflarının arttığı, hastane yatış sürelerinin uzadığı, gereksiz tetkik yaptırma oranlarının daha yüksek olduğu bilinmektedir. Ayrıca, bu bireylerin gereksiz acil servis kullanımlarının da arttığı görülmektedir.

Tüm bu nedenler, gereksiz işgücü kayıplarına ve bununla birlikte artmış sağlık harcamalarına neden olmaktadır. Bu durumun aynı zamanda hastalar ve sağlık çalışanları açısından hak ihlallerine yol açtığını söylemek de mümkündür.Sık karşılaşılan hak ihlalleri konusunda ayrıntılarına girmeden söyleyecek olursak;

Hasta hakkı ve ihlaleri:

  • Hizmet sırasında hastalar ve yakınları bir “insan”ın onur ve saygınlığına koşut bir davranışla karşılaşamamaktadır.

  • Hasta ve yakınları yeterince aydınlatılmamaktadır

  • Yapılan her türlü tıbbi işlem ve girişimle ilgili olarak hasta ve yakınlarının usulüne uygun bir şekilde aydınlatılmış olarak onam-rızaları alınmamaktadır.

  • Hastaların haklarını savunacak ve koruyacak bir kurumlaşma ile hak ihlallerinde hızlı, etkin ve doğru bir şekilde işleyen başvuru yolları bulunmamaktadır.

Çalışan hakkı ve ihlalleri:

  • Hasta ve yakınlarından kendisine saygılı davranılmasını ve güvenilmesini bekleme hakkı.

  • İyileştirme garantisi vermeme yükümlülüğü

  • Hastanın tedavisiyle ilgili usul ve yöntemleri belirleme hakkı

  • Gereğinden fazla sayıda hastaya bakmama hakkı

  • Uzmanlık alanına girmeyen hastalıklara bakmama hakkı

  • Tıbbi etik ilkelerine bağlı olunmasını isteme hakkı

  • Mesleğini icra ederken özgür ve bağımsız karar verme hakkı

Yukarıda saydığımız haklar ülkemizde sağlık çalışanlarını korumak üzere verilen haklardır. Sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin boyutu her geçen gün artarken bu haklarının varlığının bilincinde olunması ve yaşanan mağduriyet durumunda hakkının aranması gerekmektedir.

  • Ücret isteme ve yeterli gelir elde etme hakkı

  • Çalışma süreleri, nöbet, fazla çalışma, dinlenme ve izne ilişkin hakları

  • Mesleki bilgi ve becerisini geliştirme hakkı

Bu haklar da kişiyi kurumun şartlarına karşı korumaktadır. Sağlık çalışanı bu hakları doğrultusunda fazla çalışmayı reddedebilir, eğitimi için zaman isteyebilir, ücreti konusunda hak talep edebilir.


Bu mağduriyetleri önlemenin yolu da hepimizin sağlık okuryazarı olmasından geçmektedir. Bu beceriyi kazanan kişiler haklarını merak edecek, mağdur olma ihtimaline karşın önceden gerekli donanımlara sahip olacaktır. Toplumun büyük bir kısmı bu beceriyi kazandığında oluşabilecek sorunlar da en aza indirgenecektir.
 

Kaynaklar

Kendir Çopurlar, C. ve Kartal, M. (2015). Sağlık Okuryazarlığı Nedir? Nasıl Değerlendirilir? Neden Önemli? Turkish Journal of Family Medicine and Primary Care 10(1), 42-47.