Bir Sağlık İhtiyacı: Sağlık İletişimi

"İletişimi etkin kullanabilenler, kendilerinin dünya deneyimleri ve dünyanın onlar üzerindeki deneyimlerini değiştirebilirler."

George Shinn


En basit tanımıyla iletişim; anlama ve anlaşılma ihtiyacından doğmuş, kaynak ve alıcı arasında bir kanal yoluyla mesajın iletilmesi sürecidir. Bu sürecin etkili olması için; göndericinin mesajının alıcıya uygun, açık ve anlaşılır olmasının yanında göndericinin de alıcıdan aldığı geri bildirimleri doğru algılaması ve doğru değerlendirmesi gerekmektedir. Bu gereklilikten anlayacağımız üzere etkili iletişimde kritik nokta, tarafların birbirlerini tanımaları, yani kimlere hitap ettiklerinin bilincinde olmalarıdır.


İletişim, George Shinn’in sözüne atfen de anlayacağımız üzere tüm yönleriyle hayatımıza önemli oranda nüfuz etmektedir. Söz konusu sağlık olunca durum çok daha hayati bir boyut kazanmaktadır. Bildiğimiz gibi Dünya Sağlık Örgütü sağlığı tek bir parametreye indirgemeyerek; fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan iyilik hali olarak tanımlamıştır. Bu biyopsikososyal tanım içerisinde iletişimin de güçlü bir formasyon oluşturduğu yadsınamaz bir gerçektir. Bu noktada esas olan “Sağlık İletişimi”dir.

Sağlık iletişimi, 1970’li yıllarda ABD’de ortaya çıkan ve 1980’li yıllarda öneminin farkına varılan bir disiplindir. Sağlık iletişiminin geniş kapsamlı tanımlamasını şu şekilde yapmak mümkün:

Hekim veya diğer sağlık profesyonelleri ile hastanın kurduğu ya da hasta ile benzer hastalığı yaşamış veya yaşamamış herhangi bir bireyin kurduğu, temelinde sağlıkla ilgili bilgi olan, bireyin sağlık ihtiyacından doğan bir iletişim türüdür.

Tanımdan çıkarsayacağımız üzere; sağlık iletişimi toplum sağlığının iyileştirilmesi ve geliştirilmesi taahhüdünün formel bir ifadesi niteliğindedir.


Sağlığın Gaspı” kitabının yazarı Ivan Illich, sağlığın bir uyum sağlama meselesi olduğunu söyler. Eğitimden, gelir durumundan, hastaların haklarının bilincinde olmasından, sağlık okuryazarlığından önemli derecede etkilenen Sağlık iletişimi, bu uyum sağlama konusunda temeli oluşturan olmazsa olmazlardandır. Öyle ki, Sağlıkta iletişimde yaşanan sorunlar, küresel sağlık krizine varıncaya kadar olumsuz sonuçlar doğurabilmektedir.


Daha önce belirttiğimiz gibi, iletişim anlama ve anlaşılma ihtiyacından doğmuştur. Dolayısıyla iletişimin temel amacı anlaşmaktır. Bununla birlikte yine Illich’in “Sağlığın Gaspı” kitabında ısrarla vurguladığı gibi sağlığın tıbbileştirilmesi (Iatrogenesis) ve doktorların ilgisinin hastadan hastalığa kayması, sağlık iletişiminde anlaşmayı güçleştirmektedir. Bu minvalde sağlıkta iletişim sorunlarını sıralayalım:

· Tıbbi terimlerin aşırı kullanımı

· Bilgi asimetrisi

· Hastaların anlayabileceğinden daha fazla bilginin iletilmeye çalışılması

· Hekimin hastanın Sosyodemografik durumunu, eğitim düzeyini dikkate almaması

· Hekimin hastaya ayırdığı vaktin tatmin edici olmaması

· Sağlık kurumlarının kalabalık ve karmaşık olması

· Yeterli yönlendirici tabelaların olmaması

· Sağlık çalışanlarının yoğun olması

· Sağlık sistemindeki aksaklıklar

Sağlıkta etkili iletişimin maksimize edilmesi için gerek şart, belirtilen sorunların minimize edilmesi ve hatta mümkün ise ortadan kaldırılmasıdır.


Teknolojik gelişmeler iletişimi dolayısıyla sağlık iletişimini etkilemiş ve değişip çeşitlenmesine yol açmıştır. 2014 yılında Sağlık-Sen tarafından yapılan “Türkiye Sağlık Okuryazarlığı Araştırması”na göre; Türkiye’de halkın %65’i sağlık bilgisine sağlık personelinden-ki bunun %58’i hekimleri kapsamakta-%20’si internetten ve %11’i televizyondan ulaşmaktadır. Sağlık iletişimi denince ilk akla gelen hekim-hasta ilişkisiyle beraber bu ve bunun gibi daha pek çok araştırma göstermektedir ki içerisinde bulunduğumuz dijital çağda artık hasta olsun ya da olmasın birey-yeni medya, birey-geleneksel medya da sağlık iletişiminde yer almaktadır. Olumsuz sağlık çıktılarından kaçınmak için değişen ve dönüşen dünya düzenine adapte olmak ve medya özelinde konuyu dikkate almak, bir zorunluluk halini almıştır.


Covid-19 ile dünya genelinde sosyal etkileşimin dijitalleşmesi özellikle sosyal medya kullanımının artış göstermesi, bizlere sağlıkta iletişim konusunda bu mecralarda da toplum sağlığına odaklanılması gerektiğini göstermiştir. İki yönlü iletişimi ve doğrudan katılımı kolaylaştırmak amacıyla tasarlanmış sosyal medya, ne yazık ki bilhassa pandemi döneminde yanlış bilgiler ve manipülatif enformasyonlarla pek çok kişinin hayatına mal olmuştur. Bunun önüne geçmek, sağlıkla ilgili konularda kişileri bilinçlendirmek, kararları ve davranışları üzerinde etkili olabilmek için; ülkemizde sağlık iletişiminden sorumlu Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü bünyesinde yer alan Sağlık İletişimi Daire Başkanlığı başta olmak üzere diğer mecra ve kurumlarla işbirliği yapılması gerekmektedir.

Unutmayalım ki kaliteli sağlık hizmetlerinin ilk ve en önemli şartı olan etkin bir sağlık iletişiminde kilometre taşı, sağlık haklarına saygıdır.


 

Kaynakça

  • Altun, A. (2021), Sağlık Okuryazarlığı ve Sağlık İletişiminin Önemi: Türkiye’de Kadınların Miyokart Enfarktüsü Seyrinde Hastaneye Geç Başvurusunun Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Açısından Değerlendirilmesi, Turk Kardiyol Dern Ars. , 49 (2), 88-93.

  • Avcı, K., & Avşar, Z. (2014), Sağlık İletişimi ve Yeni Medya, İletişim Kuram ve Araştırma Dergisi (39), 181-190.

  • Hoşgör, D. G. (2014), İletişim ve Sağlık İletişimi, Beykent Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul: İşletme Yönetimi ABD, Hastane ve Sağlık Kurumları Yönetimi BD, Y.L Tezi.

  • Illich, I. (2019), Sağlığın Gaspı, İstanbul: Ayrıntı Yayınları.

  • Kumbasar, B. (2021), Sağlık İletişimi Perspektifinden Instagram’da #COVID-19, Selçuk İletişim Dergisi , 14 (1), 113-136.

  • Okay, A. (2012), Sağlık İletişimi, İstanbul: Kapital Medya.