• Zeynep Sena Ayrancı

Bilgi Verilmesini Yasaklama

Hastalar tedavi hizmeti aldıkları sağlık kurumlarından tıbbi ve özel bilgilerini saklamalarını talep ederler. Tedavi için verilen bu bilgilerin saklı tutulması, tedaviyi yapan kurum ya da kişilerin sorumluluğu altında olup, bu sorumluluk hasta ile ilgili bu bilgilerin hastanın herhangi bir talebinin olmadığı halde dahi gizli tutulmasını gerektirir. Hastaya ait bu bilgilerin korunması sağlık kurumu için bir yükümlülük niteliği taşırken hasta için bir haktır. Bu hak Anayasa’da ‘ Özel ve Aile Hayatının Korunması’ başlıklı 20.maddesinde korunmuştur.






Sağlık kurumunun hasta ile ilgili bilgileri üçüncü kişilere açıklamama yükümlülüğü tedavi sırasında, tedavi süresince ve tedaviden sonra devam eder.

Hastaya ilişkin bilgilerin korunması için yeterli tedbirlerin alınmaması tedavi eden kurum ya da kişi açısından bir sorumluluk yükler. Verilerin gizliliğinin korunması hastanın mahremiyet hakkıyla yakından ilişkilidir. Tutulan kayıtlar ve eldeki bilgiler hastanın onamı olmaksızın üçüncü kişilere aktarılamaz. Hastaya ait bilgiler yalnızca hastanın açık izni veya mahkemenin kesin isteği üzerine açıklanabilir.

Hasta ile hekim arasında güvene dayalı bir ilişki olmalıdır. Tedaviye başlamadan önce de hekim ile hasta arasında kurulan vekalet sözleşmesi gereğince hekimin hasta ile ilgili bilgileri saklama bilinci vardır.



Hekime, hastasını tedavi ederken hasta ile ilgili bilgileri paylaşmama yükümlülüğü ulusal ve uluslararası hükümlerce korunmuştur. Bu hükümler, Kişisel Verileri Koruma Kanunu, Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi’nin 4.maddesi, Hasta Hakları Yönetmeliği’nin 21. maddesi, Türk Tabipler Birliği Hekimlik Meslek Etiği Kuralları’nın 31. maddesi ve Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın 8.maddesinde sayılmıştır.